Obezite yani aşırı şişmanlık pek çok ülke insanının karşılaştığı en büyük sağlık tehditlerinden biri haline gelmiştir. Obezite pek çok ciddi sağlık sorunu ve erken ölüme kadar varabilen sonuçları olan ciddi bir hastalıktır. Yetişkin insanların üçte ikisi, çocukların ise dörtte biri fazla kiloludur. Çocuk ve gençler gittikçe daha fazla kilolu ve obez olmakta ve bunun getirdiği hastalıklar neticesinde daha kısa bir yaşam belirtisi tahmin edilmektedir.

Bir kişinin fazla kilolu olup olmadığını belirlemek için kullanılan pek çok yöntem vardır. En sık kullanılan yöntem standart boy ve kilo oranını kullanan vücüt kitle indeksidir. Ağırlığı boyuna bölündüğünde 29.9’dan yüksek bir değer elde edilen kişiler obez olarak adlandırılır. Bir diğer yöntem vücut bileşimi yöntemidir. Bileşimde elde edilen yağ miktarı ile kişinin değerlendirilmesi yapılır. Vücudunun yüzde 25 ve daha fazlası yağ olan erkekler ve yüzde 30’u ve fazlası olan kadınlar şişman/obez olarak kabul edilmektedir.

Vücut tipleri elma ve armut olarak ikiye ayrılmaktadır. Elma gövdelilerinde vücudun karın ve üst bölgesi, armut gövdelilerde ise kalça ve bacaklar fazlaa kiloludur. Elma tipi gövdelilerde sağlık riskleri daha fazladır. Şişmanlığın genel olarak ise sağlığa etkileri Tip2 diyabet, yüksek kolesterol vetansiyon, kalp hastalıkları, felç ve erken ölüm riskidir. Şişmanlık genetik yapı, yaşam tarzı ve beslenme gibibir dizi faktörden etkilenmektedir. Stres ve rafine karbonhidrat tüketimi özellikle karında yağ depolanmasını teşvik etmektedir.

Artık bir hastalık olarak kabul edilen obezitenin belirtileri şunlardır: yorgunluk ve uyuşukluk, vücutta yağ artışı, nefes darlığı. Kötü beslenme, genetik yapının elverişliliği, hormonların dengesizliği, hareketsizlik, uyku düzensizlikleri, düşük metabolizma hızı, bazı ilaçların kullanımı ve stres obezite için önemli risk faktörlerindendir.

Aşırı kilo taşıyan insanlar kalp hastalığı, kanser, şeker hastalığı, solunum yetmezliği, safra kesesi sorunları, cinsel işlev bozukluğu, inme ve kemik erimesi riski ile karşı karşıyadır. Ayrıca depresyon, kaygı ve düşük benlik saygısı gibi duygusal problemler de yaşanmaktadır.

Obezite problemi ile karşı karşıya olan bir kişi yaşam tarzı değişikliği ve kilo kaybı programı yaklaşımı içinde olmalıdır. Bunun yeterli olmadığı durumlarda doktor kilo kontrolü sağlamak için ilaç kullanımı önerebilir. Zayıflama amaçla kullanılan ilaçların tansiyon yüksekliği, kalp düzensizlikleri, sinirlilik, uykusuzluk ve titreme gibi yan etkileri bulunduğundan doktor tavsiyesi olmadan tek başına kullanılması uygun değildir.

Diyetlerin doğru seçimi çok önemlidir. Güvenilirliği ve etkinliği ile ilgili bilgi sahibi olunmayan diyetler yapılmamalıdır. Tek tip besine ağırlık veren diyetlerin uzun süreli yapılması beslenme yetersizliklerine yol açarken, kabızlık, depresyonla sonuçlanabilir.

Obezite sorunu yaşandığında yağsız et, tavuk, balık, soya ve baklagiller, kaliteli protein ve yağlı tohumlarla beslenilmeli, günlük tüketimin büyük kısmı sebze ve meyvelerden oluşturulmalıdır. Protein alımı kilogram başına 1 gram ile sınırlandırılmalıdır. Yulaf, esmer pirinç gibi lifli gıdalar sindirimi kılaylaştırır. Günde 3 büyük, iki küçük olmak üzere 5 öğün yenildiğinden metabolizma hızı ve enerji seviyesi maksimumda tutulacaktır.

Şekerleme, kurabiye, tatlı, işlenmiş gıdalar, fast food, beyaz ekmek, makarna, pirinç yağ ve kalorisi yüksek besin değeri düşük yani faydasız yiyeceklerdir. Doymuş yağlar şişmanlıklar olduğu kadar kalp hastalıkları ve kanserle de ilişkili bulunmakta ve kaçınılması gereken şeylerin başındayer almaktadır. Alkol alınmamalı, tuz alımı kısıtlanmalıdır.

Fiziksel aktivite arttırılmalı ve sağlıklı bir egzersiz kombinasyonu yapılmalıdır. Bisiklete binme ve yüzme gibi sporlar yağ yakmayı sağladığı gibi, ağırlık kaldırma ve egzersiz bantları metabolizma hızı yükseltmeye yöneliktir.

Tüm bu önlemlerin yanında lif, yeşil çaygibi takviyelerle kalori yakma hızı arttırılabilmektedir.

Sizde Yorum Yazın

  • Alexa