Ramazan ayın boyunca değişen beslenme düzeni ile metabolizma hızımız değişir. Bu değişiklik bazı kişilerde zayıflamaya neden olurken, bir çok kişide de kilo almayla sonuçlanır. Özellikle bu yıl ramazan ayının bitişine rastlayan sonbaharın ilk günleri ile birlikte alınan kiloların bütün kış boyunca sorun olacağını belirtmekte fayda var.

Bilindiği gibi günün en önemli öğünü sabah kahvaltısıdır. Sabah kahvaltısında güçlü beslenmenin önemi her zaman dile getirilmiştir. Sabah kahvaltısını eşleştirmek gereken öğün ise sahur yemeğidir. Uygulayabilenler için sahur yemeğini yedikten sonra uyumamak daha doğru olur. Sahurda aşırı miktarlarda yemek yerine sadece normal zamanlarda yenilenden biraz daha fazla yemek ve ancak besin değeri yüksek ve uzun süre tok tutan yiyecekler seçmek gerekir. İnsan midesi yiyecekleri sindirmeden depolayabilen bir yapıda değildir. Ancak kendisini uzun süre tok tutacak kadar beslenmelidir. Çok fazla yemek yiyerek iftara kadar tok kalma düşüncesi doğru değildir. Açlık her ne kadar mide ile ilgili olsa da açlık duygusunu yaşatan midemizden çok beynimizdir. Bu yıl yaklaşık 16 saat boyunca oruçlu olacağımızı düşünürsek özellikle uzayan bu saatler için zengin protein içeren besinlere ihtiyacımız olacaktır. Yumurta, kavurma tarzı yiyecekler bize kaliteli protein sunarlar. Tahıllar bolca tüketilmelidirler. Karbonhidrat tüketiminde işlenmiş, katkı maddeli ve şekerli çeşitler yerine daha saf çeşitlere yönelebiliriz. Baklagillerle birlikte tüketilecek pirinç, bulgur pilavları uzun süre tok tutacaktır.

Oruç sırasında kişileri en çok etkileyen susuzluktur. Buna karşın orucunu açtıktan sonra su tüketimine pek dikkat etmezler. Bu yanlıştır. Gün boyu içilmeyen ancak ihtiyacımız olan su, oruçlu geçirilen saatlerin dışında kalan zamanlarda aynı oranda tüketilmelidir. Susuzluk vücudu açlıktan çok daha fazla etkiler. Yeteri kadar su içilmediğinde tüm sistemlerimizin çalışması aksamaktadır. Susuzluk çoğu zaman açlık duygusu ile karıştırılabilir. Orucu açtıktan sonra iftar yemeğine geçilmeden önce 2 bardak su içilmelidir. İftar yemeği bilinçli ve yavaş bir şekilde yenmelidir. Tıka basa yemek yemek için değil, besin almak için sofraya oturulmalıdır.

Oruç tutmanın amacı kuşkusuz gün boyu aç kalmak değildir. Oruç beden ve ruhu eğitmek demektir. Bu yüzden yemekler bilinçli şekilde yenilmelidir. Ramazan ayı süresince geliri ne olursa olsun herkes sofrasına daha fazla yemek koymaya çalışır. Çeşitler artar. Tıkınırcasına yemek yemek yerine tüm yemeklerden kontrollü miktarlarda tüketmek gerekir. Hz. Muhammed’in bir hadisine göre bir müslüman yemek nedeni ile asla kemerini gevşetmez. Oruç bedenimizi disipline sokmayı öğretmelidir.

Tatlılar Ramazan’ın olmassa olmaz parçalarıdır. Helvadan, baklavaya, güllaçtan revaniye pek çok tatlı soframızdan eksik olmaz. Özellikle oruç tutan hanımlar yemek ve tatlı çeşitlerini hazırlamakta sınır tanımaz. Ancak Ramazanda yenilen tatlılar kilo alımının en büyük nedenini oluşturur. Bu yüzden tatlı yemek için doğru zaman iftardan en az iki saat sonradır. İftardan sonra sindirim sistemimize yediklerimizi işleyebilmesi için zaman tanımamız gerekir. Tatlılarla birlikte su içerek aşırı yemenin önüne geçebiliriz. Bir porsiyon tatlı yedikten sonra en az 20 dakika bekleyerek midemizin beynimize doğru sinyalleri vermesi için vakit bırakmalıyız.

Gün boyunca yemediğimiz ve içmediğimiz şeyleri tatmak için gece boyunca vaktimiz olduğu unutulmamalıdır. Yiyeceklerimizi küçük porsiyonlar halinde aralarına zaman koyarak tüketmeliyiz. Geç saatlerde tatlılar ve karbonhidrat içeren diğer besinleri almayı kesmeliyiz. Küçük yürüyüşler ve merdiven inip çıkma gibi basit egzersizler yapmalıyız.

Sizde Yorum Yazın

  • Alexa